Şah Inn Paradise En Çok Tercih Edilen Tatil Köyü

Antalya’daki ilk muhafazakar tatil köyü olarak hizmete başlayan Şah Inn Paradise, 17 yıldır en çok tercih edilen muhafazakar tatil köyü!

“Antalya’da ilk Muhafazakar oteliz”
“99 yılında Türkiye’de ikinci açılan, Akdeniz bölgesinde ise ilk olan Muhafazakar Tatil köyüyüz. İlk olarak Alanya’nın Konaklı bölgesinde 110 odalı bir tesis ile bu işe başladık. Talep olduğunu görünce 2000 yılında bünyemize 1000 yatak kapasiteli bir diğer tesisi daha kattık. 2004 yılına kadar ikisini birlikte işlettik. Sonra bölgenin konseptimize çok uygun olmadığını fark edip tesis arayışına girdik. 2006’nın sonu itibari ile de bu yeri aldık” diyerek sözlerine başlayan Genel Müdür Yusuf Yücel, “Buranın en büyük özelliği etrafında başka bir dinlenme tesisi olmaması, sakin bölge olması ve muhafazakar tatil konseptimiz için en uygun yer olmasıydı” dedi.

Sah-inn-Paradise-otel“Son yılların modası Helal Otel”
“Bizim açımızdan sektörün 18 yıllık bir serüveni var. Konseptin en büyük özelliği Muhafazakar olması. Kimi dönemde ‘İslami Otel’, kimi zaman ‘Tesettür Otel’ ve son yıllarda ‘Helal Otel’ diye adlandırılıyor. Bize göre tam karşılığı; ‘Muhafazakar Otel’ olduğudur. Biz hiç bir zaman İslami ya da Dini Otel kullanımında bulunmadık.” diyen Yücel, “Muhafazakar dediğinizde; sadece tesettürlülerin geldiği değil, belirli hassasiyeti olan, değer yargıları olan, kendisini muhafaza etmeyi tercih edenlerin isteği olduğu yönünde” şeklinde konuştu.

“Burada alkol yok”
“İçeri geldiğinizde tesisin iki büyük özelliği ortaya çıkıyor” diyen Yücel, “Bunlardan ilki alkolsüz olması. İkincisi bay – bayan deniz ve havuzlarının ayrı olmasıdır. Bu iki özelliğin dışında bizim konseptimizdeki otellerle mukayese edildiğinde özellikle son iki yıldır yabancı turizmde yaşanılan sıkıntılardan dolayı muhafazakar tatil konseptine yönelen işletme sayısında bir artış olduğunu görüyoruz. İşletmeler alkol servisini kaldırdığı zaman ya da bayanlara özel bir alan oluşturduğu zaman (kapalı havuza film çekmek gibi) tercih edilecekleri yönünde algı yaratıyorlar ama bu konuda ayakta duramayan tesislerin kapatıldığını sıkça duyuyoruz. Daha önce Şah Inn Paradise’da tatil yapmış, farklı arayışları olan misafirlerimizin bir iki sene sonra yeniden tatil yapmak için bizi tercih ettiklerini görüyoruz” ifadelerini kullandı.

“Bayanlar bizim için çok değerli”
“İlk açıldığımız yıllarda bayanlara ait havuz ve plaj bölümlerinin etrafını dışarıdan görülemeyecek şekilde çevirdiğimizde bayanlar için her şeyin uygun olduğunu düşünüyorduk. Fakat zamanla gelen talepleri de dikkate alarak kendimizi geliştirerek buraya gelen bayanların sabah 9’da gelip akşam 7’ye kadar bir yaşam alanına ihtiyaç duyduklarını gördük ve Bayanlar Kompleksi oluşturduk. Bayanlar bu kompleksten çıkmadan neredeyse tüm günlerini burada geçiriyorlar. Sadece onların kullanımına ayrılmış bir havuz olmaktan çıkartarak gün boyu rahat edebilecekleri, tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir yaşam alanı çevirdik. Orada hamam, sauna, kuaför, cilt bakım gibi misafirlerimizin ihtiyaç duyabileceği hizmetleri de veriyoruz. Havuzumuz tamamen deniz suyu ile dolduruluyor. Hepsi bayan olan 30’dan fazla personellerimiz orada çalışıyor. Giriş anından itibaren mahremiyet ve güven içinde oldukları hissini vermeye çalışıyoruz. Görüntü kaydı yapabilecek hiçbir elektronik cihazın içeriye girmemesine özen gösteriyoruz. İçeride bulunan cankurtaranlar ve güvenlik personellerimiz de bu konuda son derece hassaslar. Burası mahremiyet hassasiyeti olan kişilerin geldiği bir tatil yeri olduğu için biz de hassas oluyoruz” şeklinde açıkladı.

“Kitleyi tanımak ilk şartımız”
“Misafirlerimizi iyi tanımak ilk şart” diyen Yücel, “İyi tanıyamadığınız zaman beklentilerini de iyi bilmediğiniz için onları anlama, empati kurabilme şansınız olmuyor. Anlamadığınız birini de mutlu etmeniz mümkün değil. Onun için personel seçiminden tutun tesisteki tüm aksesuarlara kadar dikkat ediyoruz” dedi.

“Personelimizi seviyoruz”
“Normalde böyle bir tesisin 250- 270 personelle hizmet vermesi gerekirken, biz tam 400 personelle hizmet veriyor. Tesis içerisinde elbette kimsenin özel hayatına karışmıyoruz ama konsept otel olduğumuz için kişinin giyim kuşamının buraya gelen diğer misafirleri çok rahatsız etmemesini de belirtiyoruz. Ayrılmış bölgeler var, özellikle bayanların havuz ve deniz kıyısında daha rahat giyinebileceği yerler var, oralarda daha serbest olabiliyorlar. Bizler personellerimize bu konuda tüm eğitimlerini veriyoruz. Gerektiğinde çok nazik üslupla, kibarca uyarabiliyoruz. Bu da süreç içerisinde bir kurum kültürüne dönüşebiliyor. Misafirlerimizin ibadet edebilmeleri için mescidimiz var, eğer odalarında ibadet etmek isterlerse odada seccade ve Kuran-ı Kerim de bulunduruyoruz” diye açıkladı.

“Aynı şey mutfakta da geçerli”
“Biz kitlesel turizm hizmeti veriyoruz, bir kere gelen kitlenin ne yediği bilmek çok önemli’ diyen Yücel, “Her şey dahil tatillerde sistem biraz farklı işliyor. Kişi ne kadar yiyeceğini kestiremiyor. Tatil kültürümüz tam oluşmadığı ve çocuk sayısının fazlalığından dolayı maalesef açık büfe yemek servisi sonrası yenilemediği için tabakta bırakılan yemekler oluyor. Gönül ister ki insanlar önce çorbalarını alsınlar, sırasıyla zeytinyağlılarını, ana yemeklerini ve tatlılarını alsınlar. Misafirlerimiz farklı kültür ve bölgelerden geldiği için açık büfe mantığında herkes kendi damak tadına, kendi kültürüne uygun bir şeyler bulabilsin diye yapılmıştır. Büfenin bir ucundan başlayıp her tarafını dolaşıp sunulan her şeyden yiyemeyeceğin kadar almak elbette ki çok mantıklı değildir. Biz de tabaklarda kalan, israf olan yiyecek maddelerini türlerine göre ayırıp Kumluca Belediyesi’nin Hayvan Barınağı’na gönderip değerlendiriyoruz” dedi.

“Muhafazakar kitlede tatil algısı gelişmeye başladı”
“Açık büfe kültürünü en tasarrufu ve kanaatkar şekilde Almanlar değerlendiriyor, çünkü bu onların normal yaşantısı” şeklinde açıklayan Yücel, “Bizler pazarda nasıl fileyi doldurup kilolarca alıyorsak onlar taneyle alıyorlar. Bir de onlarda 50 yıllık 70 yıllık bir tatil kültürü var. Bizlerde belki de 10- 15 yıldır muhafazakar kitlede tatil algısı gelişmeye başladı. Bunu çok rahatlıkla söyleyebilirim ki açık büfede israf yapanların % 90ı bu konudan rahatsız oluyor. Fakat bu israfı sadece bizler yapmıyoruz. Ruslar’da, İranlılar’da, İsrailler’de yapıyor. Arapları zaten hiç söylemiyorum. Avrupalılar bu konuda biraz daha bilinçliler diyebilirim. Belki bizler olmasakta bizden sonraki neslin bu otellerde tatil köyü kültürüne alışmaları ile buna dikkat edeceklerini düşünüyorum” sözlerini kullandı.

“Özellikle buraya gelenlerin ilk iki günlerinde israfının daha çok olduğunu, üçüncü ve dördüncü gün artık kişilerin neyi ne kadar alabileceğini tespit ettiklerini gözlemliyoruz.”

“Sokak hayvanlarına destek veriyoruz”
“Bizler Turizm Bakanlığı’ndan onaylı yeşil yıldızlı bir tesisiz. Kumluca Belediyesi tarafından yürütülen hayvan barınağı destek projesine katıldık. Artan yemek artıklarını yani el değmemiş büfede artan yemekleri, burada değerlendiriyoruz. Özellikle personelimiz bu konuda çok bilinçli, artan yemeklerden kürdan, peçete gibi hayvanlara zarar verebilecek şeyleri ayırıyorlar, düzenli olarak artan yemekler Kumluca Belediyesi personeli tarafından alınarak hayvan barınağına ulaşması sağlanıyor” dedi.

“200’e yakın çeşit”
“Ben mesleğe 1981 yılında başladım ve burada 11. yılım” diyen tatil köyünün mutfak şefi Veli Arayıcı, “Turizmcinin bir saati yok, sabah kahvaltı ile başlıyoruz, akşam 9’a kadar sürekli yemek çıkartıyoruz. Mutfaktaki tüm arkadaşlar günde 8 saat çalışıyor, neredeyse 24 saat çalışan bir mutfağımız var. Genelde izinlerimizi sezon sonunda kullanıyoruz. Bizler burada tüm misafirlerimizin damak tadına yönelik çalışıyoruz. Bizde lezzet çok önemli. Resmen ev yemekleri yapıyoruz ve yaptığımız yemekler asla mideyi rahatsız etmiyor. Kullandığımız yağlarda ne kadar kullanacağımızı ve hangi kalitede olanı tercih edeceğimizi biliyoruz. Özellikle Türk mutfağı ve Osmanlı mutfağı çıkartıyoruz. Fransız ve İtalyan mutfağını da biliyoruz ama burada pek gitmiyor. Arada sırada yabancı mutfaklardan bir iki farklı çeşit katmaya çalışıyorum” diyerek, ‘Sizin de görmüş olduğunuz gibi sıcak yemek çeşitlerimiz ızgaralarımızla birlikte ortalama 16- 18 çeşidi buluyor. Zeytinyağlılarımıza da sayacak olursak 80- 90 farklı çeşit diyebilirim. Tatlı çeşitlerimiz de 70 – 80’i buluyor” şeklinde konuştu.

“Bize özel yemekler var”
“Yuvalama çorbamız var Antep’e özel. Erzincan çorbamız var Erzincan’a özel, Adana çeşitlerimiz var. Adıyaman Çiğköftemiz var. Bir sene önce gelmiş olan misafirlerimiz “Veli Usta bir Erzincan çorbası çıkar içelim, tadını unutamadık” diyorlar. Ayrıca kendime has bir sarımsak çorbam var. Sarımsak ve fındık ile yapıyorum. Hiç bir yerde bulamazsınız bu çorbayı buraya gelenler, yurt dışından bile ararlar tarif isterler. Mesela paça çorbamız vardır. İstanbul’da lüks restoranlarda bile bu tadı bulamadıklarını söyleyenler var. Açıkçası Türk damak tadına uygun yemekler yapınca biz bu lezzeti sunmuş oluyorsunuz. Menülerimiz çok zengin. Bazı yemekleri müdürlerimiz ile karar verip daha çok çeşitli hale getiriyoruz” dedikten sonra kendi çıkardığı kitabını imzalayarak tarafımıza hediye etti.

“Müzik dolu geceler”
Tatil köyünde her akşam canlı performansı ile misafirlere müzik dolu geceler yaşatan Bergüzar grubu tatil köyünün en çok beğenilen bir diğer hizmeti. Bir araya geldiğimiz Bergüzar gurubunun solisti Ali Tıraş, “Deniz Tıraş, Ali, Levent Erkmen, Ramiz Kılınç ve Hasan Tombak olmak üzere 5 kişilik bir ekibiz. Bergüzar grubu 2006 yılında kuruldu. 2008 yılında burada başlayıp 7 yıl üst üste Şah Inn Paradise’ta çalıştık. 1 yıl bir aramız oldu. O yıl bizim yerimize başka bir grup gelmişti. Sonra buranın misafirleri bizi talep etmişler sağ olsunlar, bizde tekrar buraya geldik. Burada Anadolu halkının sevdiği yöresel türküler başta olmak üzere, buraya hitap edecek her tür müziğe yer veriyoruz. Haftanın 6 günü akşam 10’dan 12’ye kadar bağlama gitar, ney, mey, basgitar ve bateri çalıyoruz” dedi.

“Grubumuzun adı Neşet Ertaş ustamızın eserlerinden birinde geçiyor. ‘Bergüzar göndermiş zülfün telinden’ yani hediye armağan göndermiş manasında. Biz de çok etkilenmiştik. Şarkılarımızın dinleyen herkese hediye olmasını istedik.” diyerek önümüzdeki süreçlerde bir albüm ile sevenlerinin karşısına çıkacaklarını belirten Bergüzar grubu, “Albümdeki tüm şarkıları toparladık. Albümde Deniz’in besteleri var, toplu okuyacağımız parçalar var, anonimler var. Sadece finansman olarak biraz sıkıntılarımız var toparlar toparlamaz hemen albüm çıkacak” şeklinde konuştular.

Özel haber: Elif Günay

Yazdır
  1. Kullanılabilir HTML etiketleri: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

  2. Yorumları Takip Et RSS