
Say?n Ahmet Kurucan’?n Zaman Gazetesinde yay?nlanan bir yaz?s?. Gerçekten tatil öncesi okunmas? gereken önemli bir yaz?.
De?erlendirmenize sunuyorum.
Ta’til Arapçada ‘a-ta-le’ kökünden gelir. Fiil kök manas? itibar?yla ‘i? yapmamak, bo? oturmak’ demektir. Türkçemizde tembellik/tenbellik anlam?nda çok s?k kullan?lan ‘atalet’ kelimesi de ayn? kökten türemi?tir.
Kestirmeden ifadeyle bu anlamda bir tatilin ?slam dininde yerinin olmad??? herkesin bildi?i bir gerçektir. Yaln?z ?u da bir gerçektir ki; dinlenme, e?lenme ve gezmenin merkeze oturtuldu?u bir tatil anlay??? bugün bütün dünyada egemendir. ‘Müslüman, bu iki gerçeklik aras?nda nerede yer almal?d?r?’ sorusu bugünkü yaz?m?z?n konusudur.
Öncelikle ?u hususun belirtilmesinde fayda var; küresel bir köy haline gelen dünyam?zda toplumsal ?artlar çok h?zl? bir ?ekilde de?i?ime u?ramaktad?r. Bu de?i?imden Müslümanlar olarak biz de pay?m?z? almaktay?z. Ama ne yaz?k ki etkileyen de?il, etkilenen olarak. Bugün bizim hayat?m?zda atalar?m?z?n dünyas?nda yer almayan nice ?eyler var. Tevarüs etti?imiz de?erler aras?nda bulunmayan; fakat bizim gündelik hayat?m?z?n ayr?lmaz hatta olmazsa olmaz? haline gelen ?eyler bunlar; do?um günü kutlamalar?, evlilik y?ldönümü hediyeleri vs. Bir ba?ka ifadeyle dünkü toplumsal hayat?m?zda kar??l??? olmayan; ama bugün var ve vazgeçilmez ?eyler bunlar. Y?ll?k tatil de bunlardan bir di?eri.
Pekala ne yapaca??z bunlar?? Bid’att?r, günaht?r, haramd?r, dinde, millî örf ve âdetimizde yeri yoktur deyip kap? d??ar? m? edece?iz? Etmek istesek gücümüz yetecek mi? ?ahsî kanaatim; toplumsal alan?m?z? ?ekillendiren hususlar?n ba??nda gelen örf ve âdetlerimiz ad?na yeniden tan?mlamaya gitmemiz bu konuda at?lacak ilk ad?m olmal?d?r. Madem toplumsal ?artlar bizim katk?m?zla veya irademiz haricinde de?i?mektedir; o halde bu de?i?meyi genel-geçer de?erlerimiz, f?trî kanunlar ve evrensel do?rular çizgisinde yeniden de?erlendirmeli ve hayat?m?za bir ?ekilde giren bu ?eyleri mutlaka yönlendirmeliyiz. Yönlendirme bu yeni de?erlerin muhteviyat?n?, gidece?i istikameti, verece?i mesajlar? kendimizin belirlemesi demektir. Burada “evlenme y?ldönümüymü?, mucidi ba?kalar?ym??, tatil demeyelim izin diyelim” türünden isimlere ve kayna?a tak?lmamak gerekir. Aksi bir tutum bizi rüzgâr?n önünde sürüklenen bir yaprak konumuna dü?ürür, hatta tarih sahnesinden de al?r-götürür.
Dinlenme, gezme, e?lenme anlam?nda tatil, genel anlamda insanlar?n f?tri bir ihtiyac?d?r. Müslüman bu ihtiyac?n? görmeli ve ona göre pozisyon alma durumunda olan insand?r. Onun için “ben 40 y?ld?r çoluk-çocu?umla tatile ç?kmad?m; 30 y?ll?k çal??ma hayat?mda bir gün bile izin kullanmad?m” sözleri f?trat kanunlar? çerçevesinde de, hakikat nezdinde de hiçbir anlam ta??mamaktad?r. Yani fazilet de?il, belki uhrevi mesuliyeti olan bir uygulamad?r; bedeninin, ruhunun ve ailesinin hakk?n? gözetmedi?i için.
O zaman tatil yap?lmal?; ama muhteviyat? kendi de?erlerimizle doldurulmak suretiyle. Burada öncelikli ?art elbette haramlara girilmemesidir. Tatilde dinlenirken, gezerken, e?lenirken vaktin israf edilmeyip yeni ?eylerin ö?renilmesi, s?la-y? rahmin gözetilmesi, ibadetlerde kemmiyet ve keyfiyet itibar?yla derinlik kazan?lmas?, beden ve ruh sa?l???na yarayacak sportif faaliyetlerde bulunulmas? gibi ?eyler ise olmazsa olmaz tavsiyeler olarak ele al?nabilir.
Haramlara girilmemesi konusunda ilave bir ?ey söylemeye gerek yok. Kad?n-erkek ili?kilerinden maddi-manevî israfa kadar birçok ?eyi içine al?yor bu. Ö?renme, s?la-y? rahim ve benzeri ?eylere gelince; bunlar?n her biri ad?na Kur’an ve sünnet eksenli deliller getirmek mümkündür. Evet; ?slamî aç?dan kulluk vazifesi ancak son nefesle bitiyor. Kulluk ise ibadet ba?ta me?ru olan her ?eyi yine O’nun emirleri istikametinde yerine getirmek demek. Ne zamana kadar? Azrail (as) ile kar??la??lacak dura?a gelinceye kadar. Öyleyse Müslüman, bir tek saniyesini bile zayi etmeden ömrünü sürekli çal??ma, ö?renme, dinlenme ve ibadet duraklar? aras?nda geçirmek zorundad?r. Tatil zaman? bu çerçevenin d???nda yer alamaz. Onun için yukar?da çerçevesini çizmeye çal??t???m?z tatil, herkes için hem bir hak hem de bir ihtiyaçt?r.
E?er bunu ba?arabilirsek ma’kus talihimizde bir gedik aç?lacak, de?i?im, dönü?üm ve ba?kala??m ad?na as?rlard?r devam eden dayatmalara toplumsal bir kar?? koyu?, bir tav?r al?? gerçekle?ecektir.



