Aslında buna İslami Tatil denemesi demek biraz fazla bir zorlama olur. Çünkü olan bitenler tatil sektörünün yanında hayatın her alanında karşılaşabileceğimiz türden problemler.
Özetle, İslami hayatın vazgeçilmez pahalılığı. Konuya geçelim.
Ayvalık’ta, Cunda Adası’ndayız.
Ayvalık Terminalinde inince adalara nasıl geçibileceğimizi soruyoruz. En kolay belediye otobüsleri ve taksi dolmuşlarla geçebileceğimzi söylediler. Ayvalık’la adalar arasında geçiş, bir köprüyle sağlanmış. Hep öylemiydi yoksa sonradan, iki kıyı arası doldurularak mı yapıldı bilemiyorum ancak farklı ve güzel bir deneyim di. Bir adaya denizden taksiyle geçmek. (Adalara limandan feribotlarla geçmenin daha zevkli ve pekala fiyat olarak da taksiden pek farklı olmadığını döüşteki feribot tecrübemizle öğrendik.)
Tüm taksilerin yaptığı gibi bizim bindiğimiz taksi de Cunda Adası’nın merkezi sayılabilecek Liman kısmında ki son durağına bizleri bıraktı.
Ortalık kalabalık. Yazın ortası. Herkes bir yana gidiyor. Birbirinin kopyası balık lokantları, dondurmacılar, satıcılar, klasik bir Türk Turizm esnafı. Bağıranlar çağıranlar… Kafa dinlemek için yanlış bir yer. Daha doğrusu Adanın bu merkezi hiçte öyle adalık biryer gibi durmuyor.
Dolaştık, dolaştık, yorulduk, ve acıktık. Yine aynı yerdeyiz. Ayvalığın orta yerinde en kalabalık mekanında içkisiz, alkolsüz bir lokanta arıyoruz. En basit tostçu bile yanında bir dolapta içkilerini satıyor. Şurası mı burasımı derken, karşıda “Alkol satışımız yoktur. İçkisiz Lokanta.” şeklidne afişelr asılmış bir lokantamsı yer. “Tamam, işte bizim için bu lokantayı açmışlar buraya. Allah razı olsun.” dedik girdik oturduk bahçesine.
Menü her lokanta gibi, birkaç balık çeşidi, meşhur ayvalık tostu ve içecekler…
Seçimimiz, bir balık, ayvalık tostu, salata gibi standart bir servis oldu. Yanında oynadığımız 2 küçük tavşanda yemeğe heyecan kattı. Afiyetle karnımızı doyurduktan sonra kasaya yöneldik. 37 küsür YTL lik tutarı görünce “aman Allah’ım. 1 balık yerine acaba 1 kasa balık mı yedik de haberimiz olmadı.
Evet, epey pahalıydı bu yemek. Neden böyledir, niye bu kadar fazladır gibi soruları sordum, tabi kendi kendime. Yine kendimce, “Tabii öyle olmalı, burası bir turizm, tatil beldesi, bu insanlar geçimlerini bundan sağlıyor. E tatil de kısmen gezip tozacak kadar parası olanların işi. Bu 2-3 parça yemeğe bu para da buralarda mantıklı demek ki.” şeklinde birkaç esaslı sebep buldum.
Taa ki, yan lokantaların fiyatlarını görene kadar. Balık, bizimkinin yarı fiyatı, Aycalık tostu bizim yediğimizin yarı fiyatı. Bir an yediğimiz balığın içinde incinin elmasın çıkmadığını hatırladım. Bir değil çoğu lokanta görebildiğim kadarıyla fiyatları hep bizim İslami Lokantamızdan uygundu.
E kardeşim neden böyle bu fiyatlarınız diye de soramadım. Üstelik, üzerimize devrilen büyük şemşiye de yanımızda hediye olarak kaldı.
Şimdi düşünüyorum da, İslami hayatı kendince yaşamak kadar, İslami Tatil sınırları içinde tatil yapmak kadar, inancına yakın, değerlerine yabancı olmayan bir sıradan balık lokantasında yemek bile, ülkemizde lükse kaçıyor. Pahalıya kaçıyor. Bazıları manen, bazıları mdden pahalıya kaçıyor.
Sadece lokantalar mı, İslami Otellerin en büyük sorunu zaten bu pahalılık değil mi? Rekabet hala istenilen seviyede değil. Verdiği paranın karşılığını alamayan İslami Tatil turistleri.